Pervin Buldan: İnsanlık bizim mücadelemizle kazanacak

  • 13:35 24 Kasım 2020
  • Siyaset
 
ANKARA - HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, AKP iktidarı boyunca kadın katliamları ve şiddetin artarak devam ettiğini belirterek, “Dünya bizlerle değişecek, ülkemiz bizim mücadelemizle değişecek, insanlık, yaşam bizim mücadelemizle kazanacak” dedi.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Parlamento Kadın Grubu Toplantısı’nda konuştu. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında kadın grubunun toplandığı haftalık toplantıda, bütün sıralarda  “Jin jiyan azadî”, “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” ve “Erkek-devlet şiddetine karşı her yerde mücadeledeyiz” dövizleri yer aldı. Grup toplantısına katılan kadınlar, üzerinde “Mücadeledeyiz” yazan mor renkli maskeler taktı.
 
Pervin'in konuşması öncesi kadın mücadelesini anlatan sinevizyon gösterimi yapıldı.
 
Kadınları selamladı
 
Pervin, kadın mücadelesi ve direnişlerinin simge isimleriyle birlikte cezaevlerinde bulunan kadın siyasetçileri selamlayarak, “Mirabel kız kardeşlerin katliamı erkek şiddeti üreten diktatörlükleri tarih önünde teşhir ederken, diğer taftan zulme, sömürüye meydan okuyan kadın mücadelesinin diktatörler devirdiğini bütün dünya kadınlarına ve bütün insanlığa göstermiştir. Ben bugün buradan Mirabel kız kardeşleri ve kadın özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren bütün kadınları sevgi ve saygılarımla anıyorum. Dünya bizlerle değişecek, ülkemiz bizim mücadelemizle değişecek; insanlık, yaşam bizim mücadelemizle kazanacak” dedi.
 
‘AKP iktidarında şiddet arttı'
 
AKP’nin 18 yıllık iktidarı boyunca kadına dönük politikalarını değerlendiren Pervin, “AKP iktidarı boyunca kadın katliamları, kadına yönelik şiddet, suç ve sömürü hızlanarak arttı. Bu 25 Kasım’da da Türkiye’nin kadın hakları karnesi kara bir tablodan ibaret. 2013 yılında 237 kadın katledilirken sadece 6 yıl içerisinde bu sayı ikiye katlanmış, 2019 yılında 474 kadın erkek şiddetiyle katledilmiştir. 2020 yılının ise 10 aylık zaman diliminde bile sadece medyaya yansıyan verilere göre; 453 kadın erkekler tarafından katledilmiştir. Kelimenin tam manasıyla bu bir kadın kırımıdır, katliamıdır. Türkiye’de kadına yönelik şiddet o kadar yaygın bir hal aldı ki artık ne evler, ne iş yerleri, ne sokaklar, ne de ülkeleri kadınlar için güvenli değil” şeklinde konuştu.
 
'AKP kadının can güvenliğini düşünmüyor' 
 
Pervin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her gün kadınların farklı şekilde katledilmesine ya da ölüme sürüklenmesine tanık oluyoruz. Nadira Kadirova’dan Pınar Gültekin’e, Gülistan Doku’dan İpek Er’e kadar her yıl yüzlerce kadın bu ülkede erkekler tarafından katlediliyor. Çünkü kadının canına, emeğine, bedenine yönelik suçlar hiçbir yasal tedbir ve koruma ile önlenmiyor, önlenmek istenmiyor. Kadınların büyük mücadelesi sonucu imzalanan İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmadığı her günün sonucunda kadınlar öldürüldü, şiddete ve sömürüye maruz bırakıldı. Yine 6284 sayılı kanun etkin bir biçim de uygulanmayarak, kadınlar savunmasız bırakılmaya çalışıldı. Üstüne üstlük bu kanunlar gibi kadın mücadelesi sonucu kazanılan nafaka hakkı da bu iktidar tarafından tartışma konusu haline getirildi. AKP iktidarı kadının can güvenliğini sağlamak yerine erkeğin cüzdanını düşünen bir yerden yaklaştı bu meseleye.”
 
Acil eylem planı
 
Yasaların eksiksiz uygulanana kadar mücadele edeceklerini vurgulayan Pervin, “İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasa kadın kıyımlarını durdurmak için ivedilikle, bir acil eylem planı olarak gündeme alınmalı ve harfiyen uygulanmalıdır” ifadelerini kullandı.
 
‘Failler üniformanın arkasına sığınıyor'
 
Kadına yönelik suçlarda erkek faile yönelik cezasızlık politikalarının sürdürüldüğünü dile getiren Pervin, yargının cezasızlık kalkanıyla erkek suçluya yasal destek sunduğunu söyledi. Kürt illerinde kolluk kuvvetleri tarafından Kürt kadınlara yönelik suç işleyen faillerin korunduğunu ifade eden Buldan, “Kürt kadınlarına yönelik suç işleyen failler yargı ve bağlı bulundukları bakanlık tarafından özel bir ilgiyle korunmaktadırlar. Kadına yönelik; şiddet, tecavüz, katletme, kaybetme gibi saldırıların özel savaş politikasının bir parçası olduğunu çok iyi biliyoruz. Batman’da İpek Er’in faili uzman çavuş Musa Orhan’ın tahliye edilmesinden biliyoruz, 5 Ocak’tan bu yana haber alınamayan Gülistan Doku’nun kaybettirilmesinden şüphelenilen Zaynal Abarakov’un nasıl korunduğundan biliyoruz. Buradan bir kez daha sesleniyoruz; üniformalarının arkalarına sığınan failleri aklamaktan vazgeçin. Bu saldırganlar gerekli cezaları alıncaya kadar kesintisiz mücadele edeceğiz” diye belirtti. 
 
Pervin konuşmasını şu şekilde sürdürdü: 
 
“Mevcut siyasi iktidar, cezasızlık politikasını yıllardır Kürtlere karşı işlenen suçlarda birebir uygulamaktadır. Hepinizin tanık olduğu üzere elinde sadece su şişesiyle, yüzünde gençliğin ışıltısı, yüreğinde baharın coşkusuyla geldiği Newroz alanında polisler tarafından katledilen Kemal Kurkut davasında failler tahliye edilerek, hukuk ayaklar altında çiğnenmiştir. Bir insanlık ayıbı, adalet katlinin bir kara lekesi olarak AKP dönemine bu durumda eklenmiştir.
 
AKP döneminde sayısız çocuk devletin silahıyla vuruldu
 
Nitekim AKP döneminde sayısız çocuk, devletin silahıyla vuruldu. Uğur Kaymaz 12 yaşında ve bedenine 13 kurşun sıkıldı. Yine Roboskî’de TSK’ya ait savaş uçaklarının gerçekleştirdiği bombardımanla 19’u çocuk 34 kişi katledildi. 12 yaşındaki Ceylan Önkol koyun otlatırken katledildi. 10 yaşındaki Cemile Çağırga kendi evinin önünde, 7 yaşındaki Muhammed ile 6 yaşındaki Furkan Yıldırım evinde uyurken katledildi. Ve burada adını sayamayacağımız daha niceleri, nice çocuklar. Peki, çocuklar katledilirken, AKP hükümeti ne yaptı? Failleri cezasızlıkla hatta terfiyle ödüllendirdi her zaman olduğu gibi. Uğur Kaymaz’ı öldüren 4 polis beraat ettirildi, Roboski Katliamı’nın üzerinden 9 yıl geçti, kimse bu katliamdan kaynaklı yargılanmadı. Ceylan Önkol'un öldürülmesinin üzerinden tam 11 yıl geçti, faili hala meçhul tutuluyor! 14 yaşında gaz fişeğiyle vurularak öldürülen Berkin Elvan’ın davası 7 yıldır sürüncemede tutuluyor. Rabia Naz dosyasının üstünün kapatıldığını hepimiz biliyoruz. Burak Oğraş cinayetinin şüphelisinin yurt dışına kaçmasına bu hükümet tarafından izin verildi, göz yumuldu. O nedenle hep söylüyoruz ve söylemeye de devam edeceğiz; sizin karneniz cinayetle, katliamla, tecavüzle, cezasızlıkla doluysa bizim karnemiz de direniş, mücadele, kararlılık ve yeni yaşamın inşası ile doludur. Her bir canımızın hesabını adalet önünde tek tek soracağız.
 
Cezaevleri konusunda hükümeti uyarıyoruz
 
Devlet şiddetinin kol gezdiği bir diğer yerde cezaevleridir. Kadınlar burada direkt olarak cezaevi yönetiminin ve görevlilerin keyfi uygulamalarına ve baskılarına maruz kalmaktadırlar. Temizlik malzemelerinin yeterince verilmediği, hijyen bir ortamın sağlanmadığı cezaevlerinde, pandemi sürecinde kadınlar ve aynı zamanda yüzlerce çocuk hem risk altında bulunmakta hem de daha fazla baskıya maruz kalmaktadır. Çocuğu bulunan kadınlara süresiz tecridin dayatıldığını görmekteyiz. Hükümet tarafından adeta işkencehanelere çevrilen cezaevleri konusunda hükümeti uyarıyoruz. Fiziksel olarak tamamen kontrolünüz altında bulunan cezaevlerindeki baskı ve bezdirme uygulamalarına derhal son verin. Şunu çok iyi bilin ki cezaevlerinde uyguladığınız her türlü şiddetin hesabını adalet önünde mutlaka ama mutlaka soracağız.
 
Pandemide kadın
 
Pandemi kapsamında açıklanan tedbirler karşısında yandaş sermayedarlar dışında toplumun bütün kesimleri hükümet tarafından savunmasız, güvencesiz bırakılmıştır. Eriyen maaşları ile emekliler açlığa, çalışanlar da yoksulluğa mahkûm edildi. Pandemi karşısında hiçbir destek sunulmayan esnaftan, üreticisine, çiftçisine herkes iflas ile baş başa bırakıldı. Cumhuriyet tarihinin en yüksek işsizlik oranlarıyla gençlere geleceksiz bir ülke sunuldu. Özellikle kadınlar bu sürecin en ağır faturasını ödemektedirler. Pandemiyle beraber kadına yönelik şiddet katlanarak artarken kadınların sığınma evlerine alınması zorlaştırılmıştır. Yine bu süreçte ilk işini kaybeden kadınlar olmuştur. En az 20 milyon kadının tamamen çalışma yaşamı dışında tutulduğu Türkiye’de Mart 2020’den bu yana işbaşında olan kadınlardan 2 milyona yakını işsiz kaldı. Kadın işsizliği özellikle genç kadın işsizliği gittikçe artarken, kadın yoksulluğu katmerlenerek artmaktadır. Pandemide devasa bir bakım emeği yine kadınların omuzunda kalmıştır.
 
Halka, kadınlara gelince acı reçete
 
Sonra da çıkıp hiç utanmadan, sıkılmadan, halka acı reçeteden söz ediyorlar. Yandaş vurguncularına kaymaklı devlet destekleri, milyar dolarlık vergi indirimleri, vurgun ihaleleri var. Kendilerine saraylar, saraylarında sultanlara yakışır, lüks ve şatafat, milyon dolarlık araçlar, uçaklar, sınırsız devlet imkanları ve kaynakları var. Kayyumlarına en kıyak vurgunlar ve milyonluk fıstıklı kadayıflar, çerezler, minik saraylar var. Sınırsız yağma var. Halka gelince, kadınlara gelince acı reçete! Öyle mi? Biz de onlara buradan şöyle diyoruz; gerçi onlar korkuyla takip ettikleri anketlerden çok iyi biliyorlar ama esas acı reçeteyi halk onlara yazıyor. Kadınlar onlara yazıyor. İlk seçimde o acı ilacı onlar içecekler, bu ülkeyi bu hale getiren AKP- MHP ittifakı içecek. Bir damat göndererek bu enkazın altından kurtulacaklarını sanmasınlar, adalet önünde hesap verecekler. Bu enkazın faturasını halklar değil, kadınlar değil buna sebep olan AKP-MHP ittifakının bizzat kendisi ödeyecektir.
 
Meclis için devrim niteliği
 
Biz kadınlar bugün sadece baskıya, cinsiyetçiliğe ve sömürüye karşı durmuyoruz; aynı zamanda kadın özgürlükçü, eşitlikçi, adil bir sistemi de inşa ediyoruz. Eşbaşkanlık sistemini bu kadın özgürlükçü sistemin önemli bir sacayağı olarak oluşturduk. Nitekim HDP’nin mirasını devraldığı siyasi gelenek eşbaşkanlık sistemi ile Türkiye siyaset tarihinde bir ilke imza atmıştır. Sadece parlamentodaki kadın sayısını artırmadık aynı zamanda Meclis'i kadın özgürlük mücadelesinin bir sahnesine dönüştürdük. Bu açıdan eşbaşkanlık sisteminin bir parçası olarak HDP Meclis Kadın Grubu bu meclis için bir devrim niteliğindedir.
 
Görmek istemediğiniz her yerdeyiz
 
Belediyelerimizde kadın daire başkanlıkları, kadın merkezleri, kadın sığınma evleri kurduk. Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeyi hayata geçirerek katılımcı bütçe ile toplumsal eşitliği gözeten bütçeler oluşturduk. Kadın kooperatifleri, kadın semt pazarları kurarak kadınların istihdama katılımının önünü açtık. Kadın dostu kentler inşa ederek kamusal alanda kadınların var olmasını; siyasete ve istihdama aktif biçimde katılımını sağladık. İşte bu nedenle de hedef olduk. Belediyelerimize hırsız kayyumlar atayarak, halk iradesine darbe yapmalarının temelinde bu yaptıklarımız vardır. Kadın düşmanlığı vardır. AKP-MHP erkek iktidarı bununla da sınırlı kalmamış, eşbaşkanlık ve eşit temsiliyet kazanımlarımızı hedef almıştır. Bütün baskılara rağmen eşbaşkanlık sistemi ile girdiğimiz 31 Mart yerel seçimlerinde halk eşbaşkanlık sistemine bir kez daha onay verdi. Siz bunu göremeyecek kadar kör olmuşsunuz. İşte tam da bunun için diyoruz ki; bizler görmek istemediğiniz her yerdeyiz. Olmaya da devam edeceğiz.
 
Reform açıklamaları
 
Şimdi çıkmışlar reform vaadinde bulunuyorlar. Yıllardır demokrasinin, hukukun, insan haklarının, canına okuyup hukukun cenazesinde sahte gözyaşı döken bu ikiyüzlü, bu riyakar zihniyet kirlidir, suçludur. Yarattıkları krizi yönetemeyince 'artık reform zamanı geldi' demeleri işledikleri tüm suçların itirafıdır. Şimdi kalkmış yargıyı tek sorumluymuş gibi göstermeye çalışıyorlar. Yine 'kandırıldık' diyecekler. Sormak isteriz buradan; mevzuata takılmayın diyen siz değil misiniz? AYM kararına saygı duymuyorum diyen siz değil misiniz? Damat savcıyı Saray'da ağırlayıp, HDP’ye operasyon için talimat veren siz değil misiniz? Yargıyı Saray'da toplayıp önünüzde düğme iliklettiren siz değil misiniz? Tecavüzcüleri, kadın katillerini, organize çeteleri, bir önceki yargı reformunuzla sürü halinde dışarı salan siz değil misiniz? Evet, bir reforma ihtiyaç var bu doğru fakat AKP ve ortağı reform yapacak zihniyette de, dürüstlükte de, basirete de değildir. Havanın kokusuna göre sürekli kıble değiştirenlerin ne inandırıcılığı ne güvenirliği olur.
 
Kürt halkına çağrı
 
Ben bu vesileyle yaşadığı krizden kendisini kurtarmak için her türlü kirli tezgahın içerisinde olan bu ittifaka karşı, bütün Kürt halkına da buradan bir çağrımı yinelemek istiyorum. Çok iyi bilinsin ki, Kürtlerin kendi içerisinde, Kürtlerin birbirleriyle bir hesabı, bir çatışması, bir mücadelesi yoktur. Tarih boyunca da olmamıştır. Kürtlerin meselesi, Kürtleri halk olarak yok etmeye çalışan anlayışladır. Şimdi zalimlerin oyunlarına gelmeden birliğimizi sağlayarak, dünyadaki diğer halklar gibi haklarımızı elde etmek için mücadele zamanıdır. Bunu bütün Kürt yapıları çok iyi görmeli buna göre hareket etmelidir. Biz HDP olarak Kürtlerin ortak kazanımını engelleyecek ya da tehlikeye atacak her türlü gerilimin karşında durmaya ve elimizden geleni yapmaya her zamanki gibi devam edeceğiz.
 
Rojava Kadın Devrimi
 
Bugün kadınlar, Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya ve Avrupa’ya Şili’den, Arjantin’e, Meksika’dan Mısır’a, Sudan’dan, İran’a, Polonya’dan Kürdistan’a kadar baskı ve sömürüye karşı durarak yeni bir yaşamın öncüsü olmaya devam ediyor. Rojava’da ve Şengal’de bugün kadınlar kadın düşmanı çetelere karşı demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir yaşam inşa ediyor. Rojava’da inşa edilmiş Jinwar, dünya kadınlarının hayata geçmiş özgürlük ütopyasıdır. Rojava’daki kadın devrimi Ortadoğu’dan bütün dünya kadınlarına ışık saçan bir güneş parçasıdır.
 
Kadınlar en büyük muhalif güçtür
 
Ve yine ülkemizde de kadınlar bugün itibariyle, en büyük muhalif güçtür! Kadınlar erkek şiddetine, açlığa, yoksulluğa, faşizme karşı direniyor; demokratik, adil ve eşit bir düzen kurmak için mücadele veriyor! İktidarın kadın mücadelesinin altını boşaltma ve değersizleştirme girişimlerine karşı bugün milyonlarca kadın tek adam rejimine karşı çıkıyor. Bizim en büyük kazanımımız dayanışmamızdır. HDP bir kadın partisidir: HDP faşizme karşı korkusuzca direnen kadınların partisidir. AKP-MHP faşist iktidarına sesleniyorum; zannetmeyin ki HDP’li kadınlar kadın düşmanı politikalarınıza karşı geri adım atacak. Bizler yoksulluğa, ırkçılığa, cinsiyetçiliğe, şiddete; talan ve soygun düzenine, yolsuzluğa karşı durmaya, faşizme karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Tek adam iktidarına karşı bu ülkede Demokratik Cumhuriyeti inşa edecek öncü güç kadın gücüdür. Darbe anayasasına karşı, halkların anayasasını oluşturacak demokratik yapı kadın ittifakıdır. Bugün kadın ittifakının milyonlarca üyesi, binlerce bileşeni var.
 
21. yüzyıl kadın mücadelesinin kazandığı yüzyıl olacaktır. 21. yüzyıl tarihini kadınlar yazacak. Bir kadın partisi olan HDP bu yüzyıla damgasını vuran kadın mücadelesinin önemli bir bileşenidir. Kadın mücadeleleri arasında bağlantılar kurmaya, kadınlar arası bağları sıkı tutmaya ve dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü'nde özellikle Meclis'teki tüm kadın milletvekillerine şu çağrıyı yapmak istiyorum: Kadına yönelik erkek-devlet şiddetinin son bulması için gelin bugün hep birlikte Meclis’i görev ve sorumluluklarını yerine getirmeye çağıralım. Kadın dayanışması ile hareket ederek şiddetsiz bir dünyanın mücadelesini hep birlikte verelim. Biz HDP’li kadınlar olarak bu konuda üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya hazırız.”