‘Salgın bu hızla devam ederse hastaneler yükü kaldıramaz’

  • 09:12 23 Kasım 2020
  • Sağlık
Habibe Eren
 
ANKARA - Hükümetin açıkladığı rakamların gerçeği yansıtmadığını belirten ATO Yönetim Kurulu üyesi Laleş Tunç, kasım ayından itibaren Türkiye genelinde günlük vaka sayısının 50 binin üzerinde olduğunu kaydetti. Bakanlığın açıkladığı rakamlarla toplumun rehavete itildiğini vurgulayan Laleş, “Salgın bu hızla devam ederse hastaneler yükü kaldıramayacak” uyarısında bulundu. 
 
Koronavirüs salgınında günlük vaka sayısı ve hayatını kaybedenlerin sayısında ciddi artış yaşanırken Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın 17 Kasım’da açıkladığı 3 bin 819 vaka sayısının gerçek olmadığını dile getiren Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi gerçek vaka sayısının 87 bin 263 olduğunu dile getirmişti. Günlük vaka ve ölüm oranlarının şeffaf olmadığı ve gerçeği yansıtmadığı kamuoyunda tartışılırken, tablonun ağırlaşması ile birlikte hükümetin geçen günlerde aldığı ve 20 Kasım’da hayata geçirilecek olan kimi tedbirler de tartışılan bir diğer konu oldu.  
 
Tedbirlerin anlaşılır olmaması ve virüsün yayılımını engellemede bir etki yaratmayacağını belirten sağlık meslek örgütleri ise önlemlerin yanı sıra bir süreliğine karantina uygulamasının tekrar hayata geçirilmesini öneriyor.
 
Ankara Tabip Odası (ATO) Yönetim Kurulu üyesi ve Hacettepe Üniversitesi anesteziyoloji ve reanimasyon bölümünde asistan olan Laleş Tunç salgında son durumu ve hükümet tarafından alınan tedbirleri değerlendirdi. 
 
‘Semptomsuz vakalar hasta sayısının 15 katı’
 
Açıklanan verilerin gerçeği yansıtmaktan çok uzak olduğunu belirten Laleş, “Aslında aşikar olan bu durumu bakanlığın kendisi de, ‘Açıklananlar hasta sayısı, vaka sayısı değil’  gibi dünyanın başka bir yerinde rastlayamayacağımız bir açıklama ile kabul etmiş oldu. Bakanlık asemptomatik evde tedavi alan hasta sayısını açıklamadığını iddia etti. Dünyanın her yerinde ‘vaka’ ve ‘hasta’ aynı şeydir. Bakanlık evde tedavi alanların asemptomatik yani semptom göstermeyen hastalar olduğunu belirtti. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki Covid-19 enfeksiyonunda asemptomatik enfeksiyon sıklığı en yüksek serilerde bile tüm enfeksiyonların  yüzde  50-60’ıdır. Bakanlığa göre ise evde tedavi gören ve ‘hasta’ olmayan bu ‘semptomsuz’  ‘vaka’ sayıları tablolarda belirtilen hasta sayısının 10-15 katından fazla. Nereden bakarsak tutarsız yani” dedi.  
 
‘Kasım itibarıyla günlük vaka sayısı 50 binin üzerinde’
 
Doğru sayıya ulaşmanın imkanlar dahilinde çok mümkün olmadığının altını çizen Laleş, filyasyon rakamlarından elde ettikleri verilerin ‘iyimser’ bir şekilde değerlendirildiğinde dahi  Ankara’ da Kasım ortası itibari ile 4 bin üzerinde Türkiye’de ise 50 binin üzerinde hasta vaka olduğunu kaydetti.  Öte yandan hükümet tarafından alınan önlemlerin yetersiz ve anlaşılmasının güç olduğunu vurgulayan Laleş, kimin  ne zaman ve nasıl sokağa çıkacağını bilmediğini dile getirdi. ATO olarak ‘kapanmayı’  önerdiklerini söyleyen Laleş, “Ancak kısa süreli olması gerekiyor ve bu kapanma sırasında halkın desteklenmesi gerekiyor. ‘Hayat eve sığar,evde kal’ sloganlarıyla haziran öncesi yaşanan sokağa çıkma yasakları da bize gösterdi ki hayatlar eve sığmıyor. Evin şartları başlı başına bir sağlık göstergesidir. O yüzden insanları evde kalmaya zorlarken ne şartlar altında kaldıklarını takip etmek ve şartları uygun hale getirmek devletin görevidir” diye konuştu. 
 
‘Bütçeden önemli bir payın salgınla mücadeleye ayrılması gerekiyor’
 
“ 100 yılda bir görülen bir pandemi durumunda dahi vatandaşlarını koruyamayan bir devlet anayasasında yazan sosyal devlet niteliğini yitirmiş demektir” diyen Laleş, Covid- 19 ile mücadele de bağışıklık sisteminin öneminin sürekli vurgulandığını belirterek,  sözlerine şöyle devam etti:“Güçlü bir bağışıklık sistemi de iyi yeterli beslenmeyle, sanitasyona uygun bir evde yaşamakla sağlanabilir. Bu dönem Meclis’te bütçe görüşmeleri var biliyorsunuz.  Bütçeden önemli bir payın salgınla mücadeleye ayrılması gerekiyor. Kapanma kararlarıyla birlikte tüm toplumda işsizlik ciddi oranda artıyor. Düşünün bir gecede ülkedeki tüm garsonları işsiz bırakıyorsunuz ve hiç bir önlem paketi açıklamıyorsunuz. Kadınlarda  işsizlik oranının daha da fazla artacağını biliyoruz. Bütçe konuşulurken tüm bunların gözetilerek kararlar alınması gerekiyor. 65 yaş üstüne sokağa çıkma ile ilgili kısıtlamalar getirilirken aynı evde yaşayan genç kesim çalışmaya devam etti. Bu nedenle salgın kontrolüne bir katkı sağlamadığı gibi o yaş grubunda ölüm oranını da azaltmadı. Bu nedenle devletin böyle bir karar alırken toplumun tamamının temel ihtiyaçlarını karşılaması gereklidir. Avrupa'da Almanya gibi sosyal devlet örneklerinde bunun çok güzel örneklerini görüyoruz.”
 
‘Bakanlığın açıkladığı gerçek dışı rakamlarla toplum rehavete itildi’
 
Salgınla mücadele edilirken ekonomik kaygıların halk sağlığının önüne geçtiğini ve  pandeminin yükünün yurttaşların omuzlarına bindirildiğini dile getiren Laleş, şöyle konuştu:“Salgınının hızının artmasının sebebi olarak düğünler,  partiler halkın maske ve hijyen konusundaki ihmali gösterildi. Böyle bir katkı olsa bile Sağlık Bakanlığının açıkladığı gerçek dışı rakamlarla halkın rehavete itilmesinin katkısı görmezden gelindi. Sanki tüm toplum Covid-19’ a düğünlerde yakalanıyor, sorumluluk almıyor gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Oysa salgın tüm ağırlığı ile devam ederken ekonomik kaygılar ile üretim alanlarında, fabrikalarda hiçbir kısıtlamaya gidilmiyor. Yurttaşlar toplu taşımada uygun olmayan koşullarda işe gidiyor. Fabrikalarda enfekte sağlık çalışanları temaslı olduğu arkadaşlarını bildirmemeleri için baskı altında kalıyor. Hatta enfekte olduğu halde izolasyonunu fabrikada tamamlaması ve çalışmaya devam etmesi isteniyor.  Turizm geliri beklentisi ile yurt dışından giriş ve çıkış sırasındaki aşırı esnek politikalar ve  umreden gelenlerin ülkenin dört bir yanına kontrolsüz gönderilmesi gibi pek çok ihmal salgında bizi bugüne getirdi.”
 
‘Meslek hastalığı olarak kabul edilmemişken çalışmaya zorlanıyoruz’
 
Salgın boyunca en fazla etkilenen kesimlerden olan sağlık emekçilerinin mart ayından beri ciddi iş yükü ve çalışma saati artışının yanında bir de ciddi stresle karşı karşıya olduklarına dikkati çeken  Laleş, “Hastalanma,hastalığı yakınlarına bulaştırma, ailelerle görüşememe ve sürekli değişen çalışma saatleri sağlık çalışanlarının tükenmesinin temel sebepleri. Stresin bağışıklığı ciddi şekilde  düşürdüğünü biliyoruz. Bu yetmezmiş gibi bir de yetersiz koruyucu ekipman, sürekli artan ve karşılanması giderek zorlaşan sağlık hizmeti sunumu sağlık çalışanlarını tüketti.  Rakamlar ile bahsetmek çok acı ama önceden her hafta bir kaç sağlık çalışanını kaybettiğimizi duyarken şimdi her gün bir iki bazı günler 4-5 meslektaşımızı yitirdiğimizi duyuyoruz. Yanımızda arkadaşlarımız enfekte olup hastanelerde yoğun bakımlarda yatıyor. Bizler Covid-19 meslek hastalığı bile kabul edilmemişken çalışmaya zorlanıyoruz” dedi.
 
‘Ameliyathaneler yoğun bakım servisine dönüştürüldü'
 
Kış ayının gelmesi ve kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirmenin salgının yayılım hızını arttıracağını vurgulayan Laleş,  Kasım ayı itibari ile hem yatan hasta servislerinde, hem de yoğun bakımlarda ciddi boş yatak sıkıntısı yaşandığını aktardı. “Mart, Nisan ayında yatırarak takip ettiğimiz pek çok hastayı şimdi evlerinde filyasyon ekipleri ve aile hekimlerinin telefondan takipleri ile izliyoruz” diyen Laleş, şimdiden pek çok hastanenin ameliyathanesinin yoğun bakıma dönüştürüldüğünü dile getirdi.
 
‘Salgın bu hızla devam edersek hastaneler yükü kaldıramayacak’
 
Ankara’da Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Zekai Tahir Burak gibi hastanelerinin yanlış kararla kapatıldığını ve halen yıkılmamış olmasının bir şans yarattığını belirten Laleş, söz konusu hastanelerde hizmet verilmeye başlandığını aktardı.  Laleş, “Ancak salgın bu hızıyla devam ederse hem sağlık çalışanlarının sayısı hem de hastane kapasiteleri bu yükü daha fazla kaldıramayacak. Zaten halihazırda pek çok kronik hasta ve kanser hastası tedavide ve tanıda gecikme yaşıyor. Halka hizmet verilebilecek,  covid taramaları ile kontrol altına alınmış temiz hastaneler oluşturulmadıkça hem covid hem diğer hastalıklardan daha fazla insanımızı kaybedeceğiz” diye belirtti.
 
‘Hastalar ancak biri kaybedilince ya da taburcu olunca yatak bulabiliyor’
 
Bu süreçte yoğun bakım ve diğer servislerin tam kapasite çalıştığını aktaran Laleş, hastaların ancak bir hasta taburcu olduğunda ya da kaybedildiğinde yatak bulabildiğini  söyledi. Sürecin ağırlığı karşısında pek çok hekimin ve sağlık çalışanın emekli olduğunu ya da istifa etmek durumunda kaldığını ifade eden Laleş, “Son dönemde Sağlık Bakanlığı yıllık izinleri ve istifaları yayınladığı bir genelge ile anayasaya aykırı bir şekilde yasakladı. Bu da aslında ne halde olduğumuzu gösteren bir gelişmeydi. Çıkış yolu için bir an evvel salgının kontrol altına alınması gerekli. Atama bekleyen sağlık çalışanları bir an evvel atanmalı. Anayasa Mahkemesinin iptaline karşın halen güvenlik soruşturması ile bekletilen ve KHK’ lar ile eğitim ve çalışma hakkı gasp edilen sağlık çalışanlarının atamaları yapılmalı. Aksi halde sağlık çalışanlarının tükenmesinin önüne geçilemeyecek. Sağlık çalışanlarının sağlığı korunmadan toplum sağlığı korunamaz” şeklinde konuştu.