HDP: Tecrit uygulamasına derhal son verilmelidir

  • 14:10 15 Ocak 2021
  • Güncel
 
ANKARA/İZMİR - Siyasi tutsakların PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle başlattığı açlık grevinin 50’inci gününde birçok kentte basın açıklaması gerçekleştiren HDP, “Türkiye halklarının barış umuduna yönelik işkenceye varan bu uygulamalar karşısında güçlü bir irade ortaya koymak hepimizin görevidir” diyerek, tecridin son bulması çağrısında bulundu.
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması ve cezaevlerinde artan hak ihlallerinin son bulması talebiyle 27 Kasım 2020’de siyasi tutsakların başlattığı açlık grevi 50’nci gününde. Halkların Demokratik Partisi (HDP), Ankara ve İzmir’de yaptığı basın açıklamaları ile açlık grevlerine dikkat çekti.
 
Ankara
 
HDP Ankara İl Örgütü, açlık grevine ilişkin basın toplantısı düzenledi. HDP Ankara İl binasında gerçekleşen toplantıya HDP il ve ilçe örgütlerinin yanı sıra Devrimci 78’ler Federasyonu, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Devrimci 78’liler Girişimi, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi temsilcileri katıldı. Toplantı salonuna “Tecride son siyasi tutsaklara özgürlük” ile üzerinde cezaevi fotoğrafının da yer aldığı “Tutsaklar açlık grevinde çünkü hak, hukuk yok, keyfiyet diz boyu” yazılı pankart asıldı.
 
‘Sadece İmralı’yı değil bütün toplumu tecrit altına almaya çalışıyor’
 
Basın metnini okuyan HDP Ankara İl Eşbaşkanı Pakize Sinemillioğlu, AKP iktidarının demokratik siyasete dönük yargı oyunlarıyla, meşru demokratik siyaset yapan kişi ve kurumları zindan ile sindirme politikasını sistematik bir şekilde sürdürmekte olduğunu vurgulayarak, “Zindanlarda bu sindirme politikalarını boşa çıkaran bir irade ile karşılaşan AKP iktidarı pandemi koşullarını da fırsata çevirerek bütün zalimliği ile siyasi tutsakları, temel yaşam koşullarını boğmakla terbiye etmeye çalışmaktadır. Avukatlarının Sayın Öcalan ile görüşmelerinin haksız sebeplerle yasaklandığı günden beri Türkiye toplumunun barışı gündeme getirmesini engellemeye çalışan AKP iktidarı aslında sadece İmralı’yı değil bütün toplumu da tecrit altına almaya çalışıyor” dedi.  
 
‘Açlık grevi eylemi 50’inci gününde devam etmektedir’
 
Pandemi koşullarında daha hassas tedbirler alınması gerektiğini ifade eden Pakize, cezaevlerindeki baskıların had safhaya ulaştığını ve hak ihlalleri ile tutsakların adeta bir işkence yöntemi ile karşılaşmakta olduğunu belirtti. Pakize, “Pandemi koşulları bahanesiyle 7242 sayılı kanunda yapılan değişiklikler siyasi tutsakların infaz koşullarını daha da ağırlaştırmış ve zalimane bir sindirme politikasına dönüştürmüştür. 27 Kasım 2020’de siyasi tutsaklar 107 farklı cezaevinde Sayın Abdullah Öcalan üzerinde süreklileştirilen tecrit ve kendilerine yönelik hak ihlallerini protesto etmek amacıyla 5 günlük süresiz ve dönüşümlü açlık grevi eylemini başlattılar. İnsan hakları ihlallerinin sonlandırılması, ağırlaşan infaz koşullarının düzeltilmesi, İmralı Cezaevi üzerinde uzun zamandır sürdürülen ağır tecride son verilmesi ve Sayın Öcalan’ın ailesi ve avukatları ile görüşmelerinin tekrar devam etmesi talepleri ile siyasi tutsakların başlatmış olduğu açlık grevi eylemi 50’inci gününde devam etmektedir” ifadelerini kullandı.
 
‘Tecrit uygulamasına son verilmelidir’
 
Daha önce Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven ve cezaevindeki siyasi tutsakların başlatmış olduğu açlık grevinin bir sonucu olarak tecridin geçici bir şekilde kaldırıldığını belirten Pakize şöyle devam etti: “Tecrit kalktığında Türkiye toplumunun nefes almaya başladığını gören AKP iktidarı, 7 Ağustos 2019’dan beri İmralı’ya yönelik yasakları tekrar devreye sokmuştur. Adalet Bakanlığı, bütün iç ve dış hukuk normlarına aykırı olarak yürütülen bu tecrit uygulamasına son vermelidir. Sayın Öcalan’ın avukatları ve ailesi ile görüşmelerinin tekrar başlaması aynı zamanda Türkiye’nin barışı konuşması demektir. Bilinmelidir ki AKP iktidarı tecrit ve cezaevlerindeki hak ihlalleri ile Türkiye toplumun barış umutlarını hedef almaktadır. Bu farkındalıkla açlık grevine başlayan siyasi tutsakların bu eylemine bütün demokratik kurumlar duyarlılık ve dayanışma ile yaklaşmalıdır.”
 
‘Barışı tecritle engelleyemezsiniz’
 
Pakize, tutsaklara dönük insan onurunu hedef alan işkence ve kötü muameleye karşı başta Meclis İnsan Hakları Komisyonu ve Sağlık Bakanlığı olmak üzere bütün ilgili kurumların görevini yerine getirmesi çağrısında bulunarak, “Bizler de demokratik siyaset kurumları olarak belirtmek isteriz ki cezaevlerindeki hak ihlallerine, infaz koşullarının ağırlaştırılmasına ve İmralı üzerindeki tecrit uygulamasına derhal son verilmelidir. AKP iktidarı şunu çok iyi bilsin ki ne demokratik siyaseti zindanlarla engelleyebilir ne de barışı tecritle engelleyebilir. Halkın seçilmişlerine, demokratik siyasetin temsilcilerine ve Türkiye halklarının barış umuduna yönelik işkenceye varan bu uygulamalar karşısında güçlü bir irade ortaya koymak hepimizin görevidir. Açlık grevlerinin kalıcı tıbbi hasar bırakacak, ölümlerle sonuçlanacak ve ölüm oruçlarına dönüşecek bir noktaya gelmeden, siyasi tutsakların talepleri yerine getirilmelidir” diye konuştu.
 
İzmir
 
HDP İzmir İl Örgütü de açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasına Ege Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (Ege TUHAY-DER), İzmir Barış Anneleri İnisiyatifi de destek verdi. “Tecrit kaldırılsın cezaevindeki insanlık dışı uygulamalara son verilsin” yazılı pankartın açıldığı basın açıklamasında “Tecride hayır tutsaklara özgürlük” sloganları atıldı. Basın açıklamasını HDP İzmir İl Eşbaşkanı Kadir Baydur okurken, HDP İzmir Milletvekilleri Serpil Kemalbay ve Murat Çepni de söz aldı.
 
‘Tecrit tüm toplumu etkiliyor’
 
Geçmişte gerçekleştirilen açlık grevlerinin hatırlatıldığı basın açıklamasında, grevlerin ölüm oruçlarına dönüşerek ağır sonuçlara neden olduğu vurgulandı. Açıklamada, “Derinleştirilerek devam ettirilen tecrit bir insanlık suçudur. Diğer yandan pandemi ile birlikte cezaevlerinde de mutlak bir tecrit hali uygulanmaktadır. Tüm ülkede yaşanan tecrit hali hem cezaevinde yaşanan hukuksuzluklara yol açmakta hem de başta Kürt halkı olmak üzere tüm toplumu olumsuz etkilemektedir” sözlerine yer verildi.
 
‘Tecrit tüm demokrasi güçlerinin sorunudur’
 
Türkiye’de kalıcı ve onurlu bir barışın tesisi için Kürtlerin büyük bedeller ödediği ifade edilen açıklamada, Kürtlere uygulanan inkar ve imha politikalarının tecrit ile derinleştirilerek sürdürdüğü dile getirildi. Devam eden açlık grevinin, taleplerin karşılanmaması halinde süresiz dönüşümsüz açlık grevlerine hatta ölüm orucu eylemlerine dönüşme ihtimaline vurgu yapılan açıklamada, “Açlık grevlerinde can kayıpları yaşanmaması için gerekli adımlar atılmalıdır.  Mutlak tecrit ve cezaevlerindeki hak ihlalleri sona erdirilmelidir. Tüm toplumu saran tecride karşı sürdürülen mücadele, demokratik çözüm, özgürlük ve barış mücadelesidir. Bu nedenle bu mücadele sadece bir toplumsal kesimin veya bir partinin sorunu değil tüm demokrasi güçlerinin sorunudur” denildi.
 
Açıklamada son olarak Türkiye halklarına demokratik kamuoyuna seslenilerek cezaevlerinde yaşanan sorunlara ve açlık grevindeki tutsakların taleplerine kulak verme çağrısında bulunuldu.
 
Tecrit yargının sopa olarak kullanılmasıyla daha da artıyor
 
Açıklamada söz alan HDP Milletvekili Serpil Kemalbay tecridin öncelikle İmralı’da ağırlaştırılmış mutlak tecrit olarak yıllardır devam ettiğini ve tüm Türkiye’ye yayıldığını ifade ederek cezaevlerinde büyük hak ihlalleri yaşandığına dikkat çekti. Cezaevlerinin siyasi tutsaklarla dolduğuna işaret eden Serpil, “Keyfi uygulamalar gerçekleştiriliyor ve siyasi tutsakları siyasi kimliklerinden arındırmak, itirafçılaştırmak, pişmanlık duymaları için onları zorlamak üzere pek çok işkenceci politika gerçekleştiriliyor. Tecrit politikası bu insanların düşüncelerini ortadan kaldırmak, kimliklerini ortadan kaldırmak için uygulanmış politikadır” diye konuştu.
 
‘Cezası biten tutsaklar salınmıyor’
 
Cezaevlerine yönelik politikaların sadece cezaevlerine değil herkese yöneltildiğini, AKP-MHP iktidarının kimsenin ses çıkarmamasını istediğini ifade eden Serpil, 9 Ocak’ta Şakran Cezaevi’nde 3 tutsak kadının Adalet Bakanlığı’nın son yönetmeliği gerekçe gösterilerek ve keyfi sebeplerle cezaları dolmasına rağmen bırakılmadığını söyledi. Serpil “Tutsakların artık zindanda tutulmasını mahkemeler değil de cezaevindeki bu baskı rejimi tayin ediyor. Cezası dolanlar yılında serbest bırakılmamakla karşı karşıya. Bu da cezaevlerindeki huzursuzluğu, baskıları artırıyor. Açlık grevlerinin yaygınlaşmasındaki sebeplerden biri oluyor” şeklinde konuştu.
 
Tüm toplumsal muhalefet tutsakların sesi olmalıdır
 
Tecritte kalan ve açlık grevinde olan tutsakların sesi olmaya devam edeceklerini ifade eden Serpil Kemalbay devam eden süresiz dönüşümlü açlık grevlerinin süresize geçmesi ve ölümlerin yaşanması konusunda kaygılı olduklarını, bu tablonun geri çekilmesi için Türkiye’deki antidemokratik siyasi iklimin değişmesi gerektiğini söyleyen Serpil “Başta İmralı olmak üzere her yerdeki tecrit ve abluka kaldırılmalı siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır. Tüm toplumsal muhalefeti açlık grevindeki tutsakların sesini duymaya davet ediyoruz” sözlerine yer verdi.