‘Öcalan fikirleriyle kadınlara umut oldu’

  • 16:14 31 Ekim 2020
  • Güncel
İSTANBUL - TJA’nın, “Kendimizi savunuyoruz” kampanyası kapsamında “Kadınlar tecridi kırıyor, yaşamı özgürleştiriyor” şiarıyla düzenlediği panelde konuşan DTK Eş Başkanı Leyla Güven, Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecride dikkat çekerek, Öcalan’ın fikirleriyle kadın mücadelesine umut olduğunu ifade etti.
 
Tevgera Jinên Azad (TJA), “Kendimizi savunuyoruz” kampanyası kapsamında “Kadınlar tecridi kırıyor, yaşamı özgürleştiriyor” şiarıyla panel düzenledi. HDP Bağcılar ilçe örgütü binasında Zekiye İlbasan moderatörlüğünde gerçekleşen panele Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Raziye Turgut konuşmacı olarak yer alırken, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü İdil Uğurlu, HDP İl Eş Başkanı Elif Bulut, HDP ilçe yöneticileri kadınlarında aralarında olduğu çok sayıda kadın katıldı.
 
‘İmralı’da hiçbir şey hukuki değil’
 
Saygı duruşu ile başlayan panelde söz alan Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Raziye Turgut, İmralı’da devam eden ağırlaştırılmış tecride dikkat çekerek, dünyanın hiçbir yerinde böylesi bir durumun yaşanmadığını ifade etti. Tecridin modern anlamda idamla eşdeğer olduğunu ifade eden Raziye, tüm baskılara karşı Öcalan’ın duruşunu koruduğunu söyledi.  Öcalan’ın 1993’ten itibaren demokratik ve barışçıl yollarla siyasi çözüm çabalarını arttırdığına dikkat çeken Raziye, bu kapsamda birçok defa tek taraflı ateşkeslerle barış çabasını sürdürdüğünü dile getirdi.  1998’e gelindiğinde Öcalan’ın uluslararası bir komplo ile karşılaştığını dile getiren Raziye, Öcalan’ın İmralı Adası’na getirilirken savaşın daha da derinleşmesini önlemek amacıyla ateşkes ilan ettiğini hatırlattı.
 
Raziye, yaptıkları başvuruların reddedildiğini ifade ederek, “İmralı’da yaşanan hiçbir şey hukuki ve yasal değil. İmralı’dan alınacak her haber halk nezdinde barış umutları artıyor” dedi.
 
‘Kadın mücadelesinde öncü oldu’
 
Raziye, Öcalan’ın tabutluk denilen tek kişilik bir hücrede hücre cezalarına ve işkencelere maruz kaldığını kaydederek, “Tüm itibarsızlaştırma çabalarını duruşuyla bozdu. Yazdığı savunmalar ile de ön açıcı bir rol oynadı. Bu anlamda komplo önemli oranda boşa çıktı. Bu ideolojik derinlikte en önem verdiği konulardan biri de özgür kadın mücadelesi oldu. Bu durum kadın mücadelesinde ciddi bir yol açtı. Kapitalist Modernite kadına tecavüzü, katliamı, sömürüyü reva görürken, Öcalan’ın Demokratik Modernite paradigması ise kadını özgürleştirmeyi esas aldı. Tüm görüşmelerde kadınlara özel selamlar ileterek kadınların mücadelesinin daha da büyütülmesi çağrısı yaptı. Kadının yaşamın kaynağı olduğunu bundan dolayı bu gücün elinden alındığını, kadının buna karşı mücadele ederek iradeleşmesi gerektiğini ifade ederek, mücadele için ön açıcı oldu” diye konuştu.  
 
‘Tecrit Öcalan şahsında kadınlara uygulanıyor’
 
Ardından söz alan DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, kadınların öncülüğünün özgür bir geleceğin inşasına yol açacağına değindi. Öcalan üzerindeki tecridin tüm toplumu olumsuz etkilediğine işaret eden Saliha, “Tecrit Sayın Öcalan şahsında, tüm halklar, inançlar, kadınlar ve gençlere uygulanıyor. Yaşanan ekonomik kriz, toplumsal bunalım, siyasi kriz ve tüm sorunların tecrit ile bağlantılı olduğunu görüyoruz. Türkiye’de dek dinli, tek dilli, faşist bir diktatörlük yaratılmaya çalışılıyor. Kadınlar, gençler ve toplum buna karşı mücadele içerisinde” diye konuştu. 
 
Yaratılmak istenen tek adam rejimi için asimilasyon politikalarıyla toplumu dizayn etmeye çalıştıklarına dikkat çeken Saliha, savaşın derinleşmesinin ekonominin çökmesine neden olduğunu belirtti. Saliha, asimilasyon politikalarının savaş politikalarıyla bağlantılı olduğunu, savaş ile kendi sistemlerini kurmaya çalıştıklarını, bu kapsamda uygulanan tecridin yaşamın her boyutunda ciddi olumsuzluklara neden olduğunu kaydetti.
 
‘TJA kadınlara yönelik savaş politikalarını ifşa ediyor’
 
Saliha, TJA’nın kampanyasının kadınlara yönelik özel savaş politikalarını ifşa ettiğini belirterek, “Kürdistan’da yürütülen özel savaş politikaları yüz yıllık geçmişte yok sayma, imha etme temelliydi. AKP ile dini de ekleyerek, devletin bütün kurumlarıyla bir halka karşı sonuna kadar düşmanlığı yürütme politikaları yürütülüyor. Bunları da ahlaksız bir şekilde gerçekleştiriyorlar. İpek Er ve Gülistan Doku örnekleri, özel savaş politikalarının bir parçasıdır. Kürdistan’ı onursuzlaştırma ve kimliksizleştirme siyaseti yürütülüyor. Bunların cezasız kalmasının nedeni Kürdistan’da yürütülen özel savaş politikalarıdır” ifadelerini kullandı.
 
‘Ayşe Gökkan’ın gözaltına alınması kadınlara verilen mesajdır’
 
Daha sonra söz alan DTK Eş Başkanı Leyla Güven de İzmir’de yaşanan depremde yaşamını yitirenler için başsağlığı ve zarar görenler için geçmiş olsun dileklerini iletti. TJA Sözcüsü Ayşe Gökkan’ın gözaltına alınmasına tepki gösteren Leyla, tutuklama ile katletmek ile işkence ile bir yere varılamayacağını ifade etti. Ayşe Gökkan’ın gözaltına alınmasıyla kadın mücadelesine mesaj verildiğine değinen Leyla, ne Erdoğan’a nede farklı güçlere boyun eğmeyeceklerini söyledi.
 
‘Kadınlar her zaman tecritteydi’
 
Kadınlar olarak tecridi en ağır şekilde yaşadıklarının altını çizen Leyla , “Tecrit kadınların yaşamıdır. Biz kadınlar her zaman tecritteyiz. Zaman vardı ki kadınlar bir ortamda söz dahi alamıyordu. Kadınlar evlendiriliyor ama kadına sormuyorlardı bile. Bunlar da tecrittir. Sayın Öcalan yarattığı felsefe ile kadın mücadelesine umut oldu. Sayın Öcalan’ın felsefesiyle yeniden doğduk. Şimdi analarımıza bakın, her biri filozof gibi konuşabiliyor. Bunlar Sayın Öcalan sayesindedir. Barış istiyorsanız İmralı’nın kapısını açın dedik. Öcalan konuşsun ki dünya aydınlansın diyoruz” dedi.
 
‘Direnen kadın gerçekliği var’
 
Leyla, kadınların erkek egemen zihniyetinin tecridine maruz kaldığına değinerek, “Bizim yolumuzu düşmanın eline geçmemek için kendini kayalıklardan atan Beritan, Arin Mirkan, Hevrin Xelef, Kader Ortakkaya’lar açtı. Her türlü kazanımı büyük bedellerle elde ettik. Önümüze yüzlerce baraj konuldu. Savaşın acısını da en çok biz yaşadık. Direnen bir kadın gerçekliği var. Onun için Taybet ananın cenazesini sokakta bırakarak, Ekin Wan’ın cenazesini teşhir ederek mesaj vermek istediler. Ama teslim olmadık. Halise ananın çocuğunun cenazesini kargo ile gönderiyorlar. Canımızı acıtmaya çalışıyorlar. Zor bir süreçten geçiyoruz ama hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Önümüzdeki günlerde çok önemli gelişmeler olacak” ifadelerinde bulundu.
 
Panel, soru cevap bölümün ardından son buldu.